->
yeşillendikçe deniz
ağlamaya başladım
vazgeçtim geçmişinden
vazgeçtim geçmişimden
gökyüzü söyler bana
gel karış sonsuzluğa
dostlarım uyutur beni
tam gece yarısında
korkak hiç deme bana
belki saklanmışsın de
fırlat gitsin kalbimi
desem de o da yalan
bilgeliği ödünç verdim
aptallık ben de kalsın
o kadar şey söyledim
inan hep sustuğumdan
ve kaybettik birbirimizi
uçsuz bucaksız gökyüzünde
sen süründün,ben kaçtım
kanatlarımı boyamak için
“çölde kanada gerek yok!”
diye bağırdın ıssızlığa
rüzgara karşı savururken her şeyimi
ben öldüm
kanım donmamıştı
bir çocuk geldi yanıma
ellerime dokundu
buz gibiydi
bir yer bulmalıyız
sığınmak için bir yer
dilleri çok süslü ya da ağır
bir yer bulmalıyız
özlemek için bir yer
kolları çok uzun ya da kirli
bir yer bulmalıyız
ölmek için bir yer
düşünemiyorum ki…
şişelerimi kırdım
biraz sonra yaktım
ardımda ne varsa
ardımda ne varsa
şimdi aklımdaydın
çok küçük bir umut gördüm
eski kitapların arasında
hala gözümün önündesin
kırık kalpli palyaço
şimdi aklımdaydın
nede olsa biz kaybettik
gezer durur dünyada
elinde silahıyla
kalbinde rüyaları
sadece aşk isterdi
şimdi denizyıldızı
nefesinde her şeyi
haykır daha fazla
soytarı
delice bir labirenttir bu
soytarı
gezer durur dünyada
elinde vicdanıyla
gözlerinde kelepçe
kalbinde mühür
boyalı yüzü erirdi
kahkahaların içinde
haykır daha fazla
soytarı
delice bir labirenttir bu
soytarı